Türk Dil Kurumuna 2 yeni tıp terimi tavsiyesi!

27.07.2018

Prof .Dr. Rana Anadolu Dizioğlu Medimagazin için yazdı....

 

Kıymetli okurlarım;

Bilim, teknoloji ve sosyoloji büyük bir hızla gelişiyor. İnsanlık dev bir dönüşüm içinde. Singularite adım adım yaklaşıyor ve yapay zeka yaşantıya sızıyor. İnsanlık, tarihindeki en hızlı gelişmeleri nefes nefese yaşamakta. Tıp da bütün bunların en önemli ögesi ve ışık hızıyla gelişip dönüşüyor.

Toplumumuz tabi ki de bu baş döndürücü gelişmeleri takip ediyor... İşte bize özgü yeni tıp terimleri önerileri de bu noktada gerekli oldu. Gelişmelere ayak uydurmak lazım. Aşağıda ülkemizdeki gelişmelere paralel olarak ortaya çıkan yeni tıp terimlerini ve anlamlarını bulacaksınız.

Doktorculuk

  • Erişkin bir ilk-orta öğrenim mezununun, ülkemizdeki en popüler uğraşı. Hobi demiyoruz, çünkü iş hobi olmaktan çoktan çıktı. Tam zamanlı, gelir getirici meslek diyebiliriz.
  • Doktormuş gibi yapmak. Ve zamanla mümtaz toplumun bunu kabullenmesi ile de hakiki ve cefakar doktorlarımızdan çok daha iyi bilirmiş gibi tıbbi önerilerde bulunmak, bunu meslek edinmek. Geçimini bu biçimde kazanmak. Hastalık ve tıbbi durumları yorumlamak, teşhis koyup , tedavi etmelere kalkmak. Mümtaz halkımıza sürekli öneri ve tavsiyelerde bulunmak. Bu arada da bol keseden cebini doldurmak.
  • Bu duruma örnek olarak; dermatologmuş gibi sedefi, akneyi, pigmentasyon hastalıklarını, alopesileri tedaviye kalkışan niteliksiz zevatı gösterebiliriz. Bir parfümeride bir taraftan bana cilt! Seti satmaya çalışırken dermatolog olduğumu söyleyince “aaaa meslektaşız” diyen güzellik uzmanını anımsadım bir an. Öööyle kala kalmıştım.
  • En tehlikeli deri kanseri tipi olan melanoma üzerine nasır yakısı yapıştırıp bütün vücuda metastaz yapmasına neden olan bir diğeri ise benleri izsiz yok ediyoruz diye tabela koyup meşhur olmuştur. Halkımız kuyruktadır.
  • Dahiliyeci olarak işlev gören bir kısım sözde esnaf ise; şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp yetmezliği, prostat tedavisine kendini adamış durumdadır.
  • Beyin cerrahı ve nörologların işlerini üstlenen başka bir grup ise bel fıtığı, inme, bunama üstüne gayretlidir.
  • Diplomasız onkologlarımız , el oğlunun gen mühendisliği ile çözmeye uğraştığı kanseri bitki yağı sürerek gayet de güzel tedavi etmektedirler! Geçen aylarda gördüğüm bir deri lenfoması hastası, kendisine tedavi edici olarak önerilen, her derde deva sarı kantaron yağı ile altı kıymetli ayı tedavisiz harcamıştır.



     

Tıp arsızı :

  • Yine bizim toplumumuza özgü bir tuhaf durumdur. Son derece yaygındır. Tıpkı her istediği yapılıp, alınarak şımarık ve arsız hale getirilen bir çocuk gibi, bizim toplum da hızla tıp arsızı haline gelmektedir.
  • Tipik bir tıp arsızı; aynı günde üç uzman hekime görünüp yine de tatmin! Olmaz. “Gitmediğim doktor kalmadı “ diye yarı yakınıp, yarı öğünür.
  • Ortalama bir İngiliz Krallığı veya İsveç vatandaşının ömrü boyunca sadece bölge hemşiresi ve pratisyen bölge doktoru dışında doktora görünme şansı olmadığını bilmez. Bilse de umuruna gelmez, arsızca ülkesinin en kıymetli ve pahalı nimeti olan sağlık hizmetinin üstüne çıkıp ter ter tepinir.
  • İlahi bir biçimde tıp arsızı olanlar, tüm bu bolluk ve hor kullanmaya rağmen tıbbın gerçek faydalarından bir türlü yararlanamaz.
  • Bütün güzel oyuncaklarını arsızca kırıp döken şımarık bir çocuk gibi, günün sonunda ortaya dökülen karmaşa içinde ne yapacaklarını bilemezler.
  • İki günde bir devlet kesesinden gidip yaptırdıkları tetkik sonuçlarına kendileri bakar ve doğal olarak hiç bir şey anlamazlar. MR, tomografi tetkikleri havalarda uçuşur. Bu arada gerçek ihtiyaç sahipleri de aylarca yıllarca tetkik sırası bekler.
  • Tıp arsızlarının en sık uğradığı mekan acil servislerdir. Akşam canı sıkılan gidip bi serum takdırır. Kırk yıllık şikayeti için gece yarısı uykusu kaçıp gittiği acil servisteki gerçek acil hastalara ilgiyle bakar ama dönüp evine gitmez. Trafik kazası, ateşli silah yaralanması, kalp krizi, iş kazası, beyin kanaması vakalarının arasına ve hatta cazgırsa önüne geçer. Acil doktoru haklı olarak “siz yarın polikliniğe başvurun “ dediğinde ise “ sizin maaşınızı biz veriyoruz “ deyip bir vuruşta doktorun burnunu kırar.
  • Tıp arsızının bir diğer tipik özelliği; tıbbın bütün dalları konusunda kendini ve konu komşusunu doktorundan daha yetkin ve bilgili görmektir. Doktorun öneri ve değerlendirmelerini acele dürüp büker, harcar.
  • Mahalle kahvesinde veya kuaförde konuştuğu birinin önerisini, doktorun önerisi ile bir tutar. Hangisi daha kolay geliyorsa onu uygular.
  • Tıp arsızları aynı zamanda konsültasyonda bulunmayı da pek severler. Başkalarının tıbbi yakınmalarına yorumlar yapar, kendi tedavi önerilerini fütursuzca , olur olmaz yerde ortaya dökmekten çekinmezler.
  • Hiç unutmam: Akne fulminans adını verdiğimiz , özel ve ağır bir akne tipinden muzdarip genç delikanlı hastama, otobüs durağında beklerken yaklaşıp, “idrarını sür yüzüne, idrarını sür “ diye onca insanın içinde bağıra çağıra tedavi öneren bir tıp arsızı yüzünden, haklı olarak bunalıma giren aileyi, ağlayan anneyi nasıl yatıştıracağımı bilememişimdir.
  • Denize girerken tıp arsızlarına yakalanan bir sedef hastama ise “ burda denize girme, bize de bulaştırırsın” diye bağırmışlardır geçen hafta Bodrum’da.
  • Milli tıp arsızlarımızın en belirgin bir diğer özellikleri; verilen ilaçları devlet kesesinden almak ancak kullanmamaktır. Son derece ilginç bir hasletdir. Her bir grup ilaç ayrı bir poşete konup bir sonraki doktora getirilir. İtina ile doktorun masasına boşaltılır. Sonra da zaten doğru dürüst kullanılmamış olduğu belli ambalajı henüz dolu bu tedavilerden hiç faydalanılmadığı, en ince detayı ile ballandırılarak anlatılır.

 

Kıymetli okurlarım bu yeni iki tıp terimini , tıbbımıza ve toplumumuza hayırlı olmayacağını bilerek, ancak durum bu olduğundan istemeden armağan ederken, bu yazının devamının geleceğini de bildirir, en derin saygılarımla dikkatlerinize sunarım.


Kaynak:Medimagazin

Yorum Yaz

E postanız yayınlanmayacaktır. Tüm alanlar mecburidir