Kalp-damar ve yüksek tansiyon hastalarına kış uyarısı

09.01.2018

Türk Kardiyoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Erol, "Kalp yetersizliği hastalarının kış aylarında daha fazla hastaneye yattığı ve ölümlerin de kış aylarında daha fazla olduğu saptanmıştır." dedi.


Türk Kardiyoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kemal Erol, kalp yetersizliği hastalarının kış aylarında daha fazla hastaneye yattığı ve ölümlerin de kış aylarında daha fazla olduğunun saptandığını belirterek, "Yapılan bir çalışma, aralık ve ocak aylarında, ağustos ayına kıyasla kalp krizlerinin yüzde 35 daha fazla olduğunu göstermiştir." dedi.

Erol, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kalp-damar ve tansiyon hastalarına, "Kış aylarında soğuk hava şartlarına karşı dikkatli olun." uyarısında bulundu.

İnsanın normal vücut ısısının 36,6-37 derece arasında sabit olduğunu, soğuk havalarda büzüşen damarların vücudun ısı kaybını minimuma indirmeye çalıştığını ifade eden Erol, damarlardaki büzüşme ile tansiyonun yükseldiğini, kalp atım sayısı ve kalp debisi ile kalbin oksijen ihtiyacında da artış meydana geldiğini, aynı zamanda soğukla birlikte kanda pıhtılaşma faktörlerinde de artış gözlemlendiğini söyledi.

Kış aylarında kan basıncının yaz aylarına göre arttığını, bunun da kalp-damar hastalıklarına bağlı olay gelişimindeki artışla ilişkili olduğunu dile getiren Erol, "Normal sağlıklı bireylerde kalpte soğuk havalarda meydana gelen bu yük artışını rahatlıkla tolare ederler ancak koroner kalp hastalığı olan kişilerde arterlerin büzüşmesi, tansiyonun yükselmesi, kalbin hızlanması göğüs ağrısını tetikleyebilir veya daha az bir eforla göğüs ağrısı ortaya çıkabilir, hatta kalp krizini tetikleyebilir." diye konuştu.

Araştırmalara göre, kış aylarında kalp krizlerinin ve kalp krizine bağlı ölümlerin daha çok görüldüğünü aktaran Erol, "Soğuk havanın olumsuz etkileri yanında kalp-damar hastalığı risk faktörlerinde de kış aylarında meydana gelen olumsuzluklar, diyet, obezite, hareketsizlik, kilo alma buna katkı sağlar. Yapılan bir çalışma, aralık ve ocak aylarında ağustos ayına kıyasla kalp krizlerinin yüzde 35 daha fazla olduğunu göstermiştir." şeklinde konuştu.

"Soğukta rüzgara karşı yürümek göğüs ağrısı ve kalp krizini tetikleyebilir"
Erol, koroner arter hastalığına bağlı ölümlerin soğuğun derecesinden çok ortalama değerden sapma derecesi ve hızı ile soğuğun süresi ile ilişkili bulunduğunu aktardı.

Ani sıcak-soğuk değişiminin de koronerlerde ani büzüşme ile plak rüptürü ve kalp krizlerini tetikleyici olabileceğini ifade eden Erol, "Hele bu ani soğuğa çıkma, kar kürüme, arabanın itilmesi gibi ısınmadan ani olağan dışı egzersiz ile birleştiğinde kalp krizi ve ölüm riski belirgin artmaktadır. Soğukta rüzgara karşı yürümek de göğüs ağrısı ve kalp krizini tetikleyebilir." değerlendirmesinde bulundu.

Prof. Dr. Erol, kış tatiline gidenlerde, ani yüksek rakıma çıkma ve soğuğa maruz kalma ile akşamları eğlencesel aşırı yemek ve alkol-sigara tüketimi ile birlikte sabah alışılmadık kayak, snowboard gibi egzersizlerin kış tatillerinin özellikle ilk günlerinde kalp krizi riskini arttırdığının saptandığını vurguladı.

Yine kış aylarındaki düzenli egzersizin, yaz aylarına göre daha az olmasının, hareketsizliğin, kilo almanın, kapalı ortamlarda sigara maruziyetinin fazlalığının, yağlı gıda tüketiminin artmasının da kalp damar hastalığı görülme riskini artırıcı etkenler olduğunu ifade eden Erol, "Kış aylarında akut solunum yolu enfeksiyonları daha sık olmaktadır ve de kalp yetersizliği hastalarının kış aylarında daha fazla hastaneye yattığı ve ölümlerin de kış aylarında daha fazla olduğu saptanmıştır. Bir çalışmada kalp yetersizliği olan hastalarda aralık-nisan döneminde yılın diğer aylarına göre kalp yetersizliğine bağlı hastaneye yatışların çok daha fazla olduğu saptanmıştır." dedi.

Kış aylarında gribal enfeksiyona yakalanma ve grip salgını riskinin daha fazla olduğunu aktaran Erol, grip salgınları sırasında da kalp krizi riski ve kalp yetersizliğinde hastaneye yatışların arttığını dile getirdi.

Kışa girmeden kalp yetersizliği olan veya koroner kalp hastalığı bulunan kişilerin ekim-kasım döneminde o yılki grip aşılarını yaptırmaları tavsiyesinde bulunan Erol, şu önerilerde bulundu:

"Soğuk havalarda sıkı giyinmeli, vücut ısısını iyi muhafaza etmeliyiz. Kalp hastaları palto, gocuk gibi kıyafetler giyerek göğse direk soğuk rüzgarın vurması engellenmelidir. Şapka giyip eldiven takmak ısı kaybını minimuma indirmek gereklidir. Vücut ani sıcak-soğuk değişimine maruz bırakılmamalıdır. Sıcak iç ortamlardan iyi giyinip korunmadan (yarı giyinik) aniden soğuk dışarı çıkılmamalı, ani damar spazmına yol açılmamalıdır. Alışılmadık egzersiz soğuk havada yapılmamalı. Kar küreme gibi işler yavaş ve sık aralar verilerek yapılmalı. Dışarıda sigara ve alkol alınmamalı. Vücudun susuz kalmaması için bol su içilmesi gerekir. Kalp hastaları mevcut ilaçlarını mutlaka düzenli almalı. Hepten hareketsiz kalıp kilo alınmamalı, kapalı ortamlarda veya sıkı giyinerek düzenli fizik egzersizlerine devam edilmelidir. Aşırı kalorili ve yağlı yiyecekler, alkol alınımından sonra ani soğuk ortama çıkıp egzersiz yapılmasından kaçınılmalıdır."

"Kalp hızında bir artış her şey yolunda giderken bir kalp krizine yol açabilir"

Kalp Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Erhan Babalık da kalp hastalıklarının ortaya çıkmasında mevsimsel farklılıklar bulunduğunu, aşırı sıcak ve soğuk havaların kalp krizinin ortaya çıkmasını kolaylaştırdığını anlattı.

Kalp hastalığı ya da yüksek tansiyon sebebiyle ilaç kullananların mevsim dönüşlerinde kontrolden geçmesi gerektiğini vurgulayan Babalık, "Zira kış aylarında rüzgarlı ve soğuk ortamlarda dış ortamlarda bizim bilinçli olarak idare edemediğimiz otonom dediğimiz kendiliğinden gelişen damar hareketliliği sayesinde kalp üzerine gelen yükler artar. Özellikle tüm damarlarda bir büzülme, buna bağlı tansiyon yükselmesi, kalp hızında bir artış olması her şey yolunda giderken bir kalp krizine yol açabilir." dedi.

Babalık, "Soğuk havalarda ve kış aylarında tüm damarlarda bir büzülme, buna bağlı tansiyon yükselmesi, kalp hızında bir artış her şey yolunda giderken bir kalp krizine yol açabilir." diye konuştu. Babalık, şöyle devam etti:

"Yüksek tansiyonu olan bir kişinin tansiyonu daha da yükselebilir. Buna göre hastanın ilaçları arttırabilir veya doz değişimi yapılabilir. Kalp damar hastalığı olan daha önce stent takılmış hastalarda damar gevşetici ilaçlar gerekli olabilir. Bunların hepsi muhtemel sebepler arasındadır. Mevsim değişikliğinde damar hastalıkları, yüksek tansiyon ve kalp yetmezliği hastalarının ilaç tedavilerinin mevsime göre yeniden düzenlemeleri gerekir."

İlaç düzenlemelerinin yanı sıra söz konusu kişilerin dışarı çıktıklarında alması gereken önlemlere de değinen Babalık, şunları kaydetti:

"Kış aylarında kalın giyinmek, eldiven kullanmak, atkı kullanarak ağız ve burnu kapatmak, kulakları kapatmak gerekir. Bunlar vücut ısısının dalgalanmasını engelleyip buna bağlı damar büzülmesini engeller. Yemeğin hemen arkasından soğuğa çıkmamak gerekir. Ya da çıkmak gerekirse iki öğün arası ya da illaki çıkmak gerekiyorsa yemek yemeden çıkmak gerekir. Soğuk havada dışarıda egzersiz yapıldığında damar büzülmesiyle kalbe gelen kan gittikçe azalır, eğer bir de yakın zamanda yemek yenildiyse kalbe giden kanın mide-bağırsak sistemine yönelmesi nedeniyle kişi daha çok kalp krizi riskine girer."


Kaynak:Medimagazin

Yorum Yaz

E postanız yayınlanmayacaktır. Tüm alanlar mecburidir